Skip to content

29 Ekim

Bugün 29 Ekim Cumhuriyet bayramı. Bu yıl daha bir anlamlı daha bir güzel 29 Ekim. Son yıllardaki en büyük katılımın olduğu milli bayramımız oldu.

Her yer insan tarafından yaratılan en güzel Kırmızı ve Beyaz   uyumu olan Türk bayrağıyla kaplıydı.

en sevmedigim şehir : trabzon

eğitimler devam ediyor. İstanbul sonrasında Trabzon’a gitmek zorunda kaldım. mezun olduğum tarihten bugüne kadar gitmemiştim ve yakın bir tarihte gitme gibi bir niyetimde yoktu. Trabzon da değişen ve değişmeyen çok şey var. sahil ve merkezde Karadeniz yolu nedeniyle oldukça fazla bir değişim olmuş. Trabzon insanında ve benim Trabzon’a   olan sevgimde ise bir değişiklik yok tabiki 😉

istanbulda iki gün

yeni bir işim olduğunu daha önce yazmıştım. bu iş ile ilgili oryantasyon için 16-17 tarihleri arasında İstanbul da bulunmam gerekti. sıkıcı iki gündü.

yozgat

Akdağmadeni
Aydıncık
Boğazlıyan
Çandır
Çayıralan
Çekerek
Kadışehri
Saraykent
Sarıkaya
Sorgun
Şefaatli
Yenifakılı
Yerköy

bundan sonra yozgat içerikli mesajlar çok olacak sanırım. yukarıdakiler yozgatın ilçeriymiş.

yeni bir iş, yeni bir şehir

Kısa bir süre önce iş değişikliği yaptım ve bundan sonra Yozgat Telekom Müdürlüğünde Bilişim ağlarında devam edeceğim.

sdcc – small device c compiler

Mikro denetleyiciler ile oldukça sık uğraşıyorum aynı zamanda linux kullanıyor / kullanmak istiyorum diyorsanız sdcc tam size göredir. oldukça basit ve kullanışlı olan sdcc kendi sitesinde

“SDCC is a retargettable, optimizing ANSI – C compiler that targets the Intel 8051, Maxim 80DS390, Zilog Z80 and the Motorola 68HC08 based MCUs. Work is in progress on supporting the Microchip PIC16 and PIC18 series. SDCC is Free Open Source Software, distributed under GNU General Public License (GPL).”

şeklinde tanımlanıyor. yani tam bizim istediğimiz şey.

Dağıtım olarak benimde destek verdiğim ve kullandığım dağıtımlardan biri olan PARDUS dağıtımını kullanıyorsanız contrib deposunu depo listenize ekledikten sonra

# sudo pisi it sdcc

komutunu kullanarak sdcc yi pardusunuza kurabilirsiniz. faklı bir dağıtım veya işletim sistemi kullanıyorsanız http://sdcc.sourceforge.net adresinden gerekli paketleri bulabilirsiniz.

Pardus gibi paket yöneticisi olan bir dağıtım kullanıyorsanız mevcut bağımlılıklar algılanarak gerekli diğer paketler sdcc ile birlikte kurulacaktır.

sdcc kurmadan önce sisteminize kurmanızda fayda olan ve gerekli bazı paketler mevcut.Bu paketlerden en önemlileri gputils, gpsim paketleridir. Bu paketlerin sisteminizde olup olmadığını kontrol ederek eğer yok ise sdcc kurulumuna başlamadan önce bu paketlerin kurulumunu yapınız.

Eğer ben kendi işimi kendim yaparım diyorsanız ( Ben dağıtım olarak debian kullandığım için sdcc nin paketlenmiş hali mevcut. Bu yüzden kaynak koddan kurulum yapmaya gerek duymuyorum.)

# svn co http://sdcc.svn.sourceforge.net/svnroot/sdcc/trunk/sdcc sdcc

ile güncel kaynak koduna ulaşıp kendiniz derleyebilirsiniz. kurulum bilgi dosyasından veya http://sdcc.sourceforge.net sitesinden kurulum hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

sdcc kurulduktan sonra

# sdcc -v
SDCC : mcs51/gbz80/z80/avr/ds390/pic16/pic14/TININative/xa51/ds400/hc08 2.6.0 #4309 (Nov 10 2006) (UNIX)

bilgisini alıyoruz. Bu bizi sdcc nin büyük olasılıkla sorun çıkarmadan çalışacağını gösteriyor. sdcc de karşılaşılabilecek en önemli sorun kütüphanelerin eksik derlenmesi, linklerin oluşturulmaması v.b. olabilir.

sdcc miz hazır olduğuna göre derleyicinin manuellerine hemen bir göz atarak basit bir kod yazalım

#define __16f84
#include “pic/pic16f84.h”
typedef unsigned int word;
word at 0x2007 __CONFIG = 0x3f72;
unsigned char count;
void main(void) {
TRISA = 0;
count = 0;
while(1) {
PORTA = count;
count ++;
}
}

komuduzu ornek.c olarak kaydedelim.

# sdcc -mpic14 -p16f84 ornek.c
message: using default linker script “/usr/share/gputils/lkr/16f84.lkr”
# ls
ornek.asm ornek.c ornek.cod ornek.hex ornek.lst ornek.o ornek.p

ornek.c dosyamız başarı ile derlendi. Artık mcu larımız için linux altında kod yazıp onları derleyebiliriz.

hayatımın en kötü günü

“İçinde inanılmaz bir sıkıntı vardı. yetiştirmem gereken iş için ne bir türlü dikkatimi toplayabiliyor, nede tek satır kod yazabiliyordum. ne yaparsam fayda etmiyordu. yatıp erken kalkmayı planladım ancak ondada başarısız oldum. uykudan eser yoktu. üstelik o kadar kafeinden sonra kim uyuyabilirdi ki.

Sinemim Türkiye’ye dönmüş olabileceğini düşünerek onu aradım. onunla konuşmak hep iyi gelmiştir. uzun bir süre bekledikten sonra telefonu açan Funda teyze oldu. nezaket gereği funda teyze ile kısa bir süre nasılsınız iyimi siniz muhabbeti yapmak istedim ancak Funda teyze daha fazla dayanamadı ve ağlayarak ; biliyorum Sinemi istiyorsun ama Sinem otel odasında bayıldı, hastaneye getirdik doktorlar beyin kanamasını geçirdiğini söyleyerek acil olarak ameliyata aldılar dediğinde benim dilim tutulmuş Funda teyzenin ağlayarak anlattıklarını dinliyordum. Funda teyze kapatmam lazım gelişme olursa ben sizleri ararım dedi ve telefonu kapattı.

Bir anda her şey sustu ve karardı sanki. kaç dakika öylece kaldım bilmiyorum. kendime geldiğimde Sinemim inanmadığı tanrıdan ondan ona yardım etmesini istiyordum. içim içimi yiyor dua etmekten başka elimden bir şey gelmiyordu. ikide bir telefona bakıyor çalmasını, funda teyzenin iyi bir haber vermesini bekliyordum.

Telefondan, funda teyze ile görüşme saatime baktım. bir saatten fazla bir zaman olmuştu. tekrar aradım ancak ulaşılamıyordu. birden sinemin telefonunu aradığımı hatırladım ve funda teyzeyi kendi telefonundan aradım ancak ona da ulaşamıyordum. bir haber alamamak beni dahada fazla strese sokuyordu. bu sırada Kaanı aramayı ondan haber almayı akıl edebildim ancak Kaan da bir haber yok şu an en uygun uçaktan bilet ayarlamaya çalışıyorum senin adına da bilet alıyorum gözlerini açtığından seni görmesi daha çabuk düzelmesine yardım edeceğini benimde hazırlanmamı ve beni her türlü gelişmeden haberdar edeceğini söyledi. ama ben yurt dışına çıkamazdım ki. pasaportum bile yoktu.

Dakikalar geçmiyordu. ilk kez bu kadar çaresiz hissediyordum kendimi pencereden gecenin karanlığına bakarken.

Geçmişte yaşananlar bir bir beynimde canlanıyor bunlar biyolojik olarak da az çalışan göz yaşı bezlerini harekete geçiriyordu.

İçimdeki hise her zaman güvenirdim ancak bu sefer güvenmek, Sinemi kaybetmek istemiyordum. evet sonunda itiraf ediyordum onu hala seviyordum ve bunu ona tekrar söylemek istiyordum. aklıma en kötüsü geliyordu ve kendimi rahatlatma çabalarım pek işe yaramıyordu.

Hep derler ya insan elindekinin kıymetini yitirince anlar diye.”

Back To Top